VIII. AVRASYA İSLAM ŞURASI SONUÇ BİLDİRGESİ - ЦРО ДУМКЦРО ДУМК

Суббота

04

декабря

29
Ребиу'ль-ахир
1443 | 2021
Утр.6:31
Вос.7:55
Обед.12:39
Пол.14:44
Веч.17:13
Ноч.18:36
Времена намазов
Календарь 2021г

Намаз

VIII. AVRASYA İSLAM ŞURASI SONUÇ BİLDİRGESİ

Опубликовано:

19-22 Kasım 2012 / Hilton-İstanbul

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla…
Hamd Alemlerin Rabbi Olan Allah’a,
Salat-u Selam Sevgili Rasulü Hz. Muhammed’e (sav) Olsun.

İslam dünyası bir yandan Kuzey Afrika’da başlayan ve adım adım neredeyse bütün Arap İslam coğrafyasını saran toplumsal dalgalanmaların yaşandığı, özellikle Irak ve Suriye’de kardeş kanının akıtıldığı, Filistin bölgesinde masum çocukların, kadınların ve biçare yaşlıların kanının heder edildiği, Avrasya hattında kaygı verici hadiselerin cereyan ettiği, Arakan ve Myanmar’da masum insanların yersiz ve yurtsuz bırakıldığı bir süreçten geçmektedir. Buna paralel olarak, başta Batı ülkeleri olmak üzere dünyanın pek çok bölgesi derin bir ekonomik krizle karşı karşıya bulunmaktadır. İnsanlık küresel ölçekte yaşanan siyasi, sosyal, iktisadi ve ekonomik gerilimlerin yol açtığı dini ve insani açmazlardan kurtulmanın yollarını aramaktadır. Uluslararası işbirliğinin her düzeyde artırılmasına ve geliştirilmesine duyulan ihtiyaç izahtan varestedir. Bu süreçte bölgesel ve küresel dini teşekküllerin ortaya koyacağı işbirliği ve anlayış hem bölgesel sorunların hem de evrensel sorunların aşılmasına şüphesiz önemli katkılar sağlayacaktır. Müslüman toplumların en geniş ve istikrarlı uluslararası organizasyonlarından biri olan Avrasya İslam Şurası böyle bir süreçte 8. toplantısını 19-22 Kasım 2012 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirmiştir. ‘’Gelenekten Geleceğe Avrasya’nın İslam Ufku’’ başlığını taşıyan şuraya 33 ülkeden yüzü aşkın temsilci katılmıştır. Dört gün süren şura boyunca “Avrasya’da Kadim Bilgi ve Hikmetin Temelleri” , “Avrasya’da İslam Geleneği ve Yeni Algılar”, “Geçmişten Geleceğe Avrasya’da Dini Kurumlar”, “Avrasya’da Birlikte Yaşama Tecrübesi” ve “Avrasya’da Müslümanların Geleceği” başlıkları altında beş ayrı oturum yapılmıştır. Şura sırasında coğrafyayı yakından ilgilendiren «Takvim Birliği» ve «Dini ve Kutsal Değerlere Hakaretin Önlenmesi» başlıklı iki komisyon çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu oturum ve çalışmalarda yapılan müzakereler sonucunda aşağıdaki hususların kamuoyu ile paylaşılması konusunda mutabakat sağlanmıştır:
1. Başta Ortadoğu, Suriye ve Filistin’de akıtılan müslüman kanının bir an önce durdurulması ve Ermenistan işgali altında bulunan Azarbeycan’ın Yukarı Karabağ bölgesinde işgalin sona erdirilmesi için uluslararası toplumun üzerine düşen insani görevi yerine getirmesi, hangi din ve inançtan olursa olsun, ezeli, manevi değerlerin sahibi olduğunu düşünen bütün dini kurumların bu konuda barış ve esenlik için insiyatif almasına çağrı yapmayı öncelikli ödevimiz olarak görüyoruz. Bu konudaki sorumluluk sadece siyaset yapıcıların değil, aynı zamanda kamu oyu vicdanına hitabeden sağduyu sahibi herkesin üzerine düşen vicdani bir sorumluluktur. Bütün ilgilileri bu sorumluluğun gereğini yerine getirmeye davet ediyoruz. Bu bağlamda, 21.11.2012 tarihinde Gazze’de ulaşılan ateşkesin kalıcı bir barışa dönüşmesi temennisini ifade etmeliyiz.
2. Bir önceki şurada bizimle bir arada olan ancak, Avrasya hattında sinsice cereyan eden menfur saldırılarda hayatını kaybeden, ömrünü İslam’a, müslümanlara ve insanlığa hizmete adamış güzide kardeşlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz. Cenab-ı Hak’tan kendilerine rahmet diliyoruz. Müslümanlara yönelik bu cinayetlerin aydınlatılması en büyük arzumuzdur. Bu menfur saldırılar ve cinayetler konusunda dünya kamuoyunun ve insani teşkilatların üzerine düşenleri yapacağına dair ümitlerimizi koruyoruz.
3. Avrasya coğrafyasında dini özgürlükler alanında yaşanan gelişmeleri umutla karşılamakla beraber, bilhassa bazı ülkelerde müslümanların ibadet özgürlükleri konusunda ortaya çıkan yeni durumları kaygı verici bir gelişme olarak değerlendiriyoruz.
4. İslam’ın kadim bilgi ve hikmet geleneği yüzyıllar içerisinde müslüman kitlelerin inanç, ibadet ve ahlak telakkilerine me’haz teşkil eden yüzlerce düşünce ve kanaat okulunu ortaya çıkarmıştır. Bu bilgi mirası müslümanların en büyük zenginliğidir. Geleneğin ürettiği bu zenginliğin modern zamanlarda özellikle İslam dünyasında toplumsal gerilimlere sebep kılınması, düşünce ve inançlarından dolayı bireylerin ve toplulukların kınanması, hatta, daha da ileri gidilerek mezhebi ve meşrebi dolayısıyla dışlanması asla kabul edilemez. Mezhebi aidiyetler müslümanların ortak ve en üst aidiyeti olan müslüman kardeşliği mensubiyetinin önüne ve üstüne çıkartılamaz. Mezhep çatışmaları, İslam’ın kadim geleneğine yabancı, başka dünyaların meş’um bir tarihi realitesi iken, bugün bunun müslüman coğrafyasında dillendiriliyor olması, son derece müessif bir gelişmedir.
5. İslam dünyasında dikkat çeken bir gelişme olarak ortaya çıkan müslümanların kök değerlerini besleyen geleneği acımasız ve ölçüsüz bir hoyratlıkla karşısına alan ve islamilik iddiası taşıyan kimi nevzuhur fikirler, İslam irfanının, bilgi ve hikmetinin tarih boyunca egemen olduğu bu coğrafyada asla serpilip gelişme imkanı bulamayacaktır. Müslümanların tarihsel, toplumsal ve kültürel bütünlüğünü sekteye uğratamayacaktır. Bu kabil türedi cereyanlara karşı müslüman sağduyusu itidali elden bırakmayan bir dikkati daima muhafaza edecektir.
6. Gerek Avrasya bölgesinde gerekse dünyanın Batı yakasında hastalıklı bir tutum olarak seslendirilen İslamofobya (İslam karşıtlığı) ve onun tetiklediği İslam karşıtı tutumlar, modern dünya için gerici ve ilkel bir fenomendir. Bir endüstri haline getirilen İslamofobya, kültürel bir yanılsamadır ve haddi zatında bir insanlık ayıbıdır. İslam başta olmak üzere dinlerin mukaddesatına yapılan hakaret, tezyif ve tahkir girişimleri birer nefret suçu olarak nitelenmelidir.
7. Yeryüzünün neresinde olursa olsun tevhid dininin mensubu olan müslümanların, tasada ve kıvançta, hüzünde ve sevinçte ortak hareket etmeleri, acıyı paylaşmaları ve sevinci çoğaltmaları imani ve ahlaki ödevleridir. Bu bağlamda bayram günlerinin birbirinden farklı zamanlarda kutlanması ve bu hususta birliğin hala sağlanamamış olması, son derece hüzün vericidir. Avrasya İslam Şurası delegasyonu, söz konusu dağınıklığın giderilmesi için insiyatif alınmasını ortak bilimsel ve dini bir çalışma grubu teşkil edilerek yöntem birliğinin sağlanmasını, birlik ve beraberliğin tesis edilmesini zorunlu bir ödev saymaktadır. Bu çalışma grubunun ulaştığı sonuçların üye ülkelerce uygulanarak bu konuda bir birliğin oluşturulması temennimizdir. Avrasya İslam Şurası üyeleri bu konuda daha önce karara bağladığı bayramları birlikte idrak etme ilkesine uyulması konusunda kararlılığını yinelemektedir.
8. Yaşanan bütün sorunların gerisinde cehalet ve bilgisizlik yatmaktadır. İnsani, kültürel ve toplumsal problemleri aşmanın yegane yolu ise ilim ve hikmetten geçmektedir. Müreffeh, mutlu ve huzurlu bir toplumun inşası, eğitimli, aydınlık ve bilge fertlerin yetiştirilmesiyle mümkündür. Avrasya İslam Şurası üyesi müslüman ülke ve topluluklarının dini, milli ve kültürel sorunlarını aşmak üzere uluslararası bir İslam üniversitesinin Türkiye’de kurulmasının uygun olacağı değerlendirilmiştir. Bu üniversitede Avrasya Araştırmaları Enstitisü ve Müslüman Azınlıklar Enstitisü gibi araştırma ünitelerine yer verilmesi tavsiye edilmiştir.

9. Avrasya İslam Şurasının kurumsal yapısının sağlamlaştırılması için gereken adımlar atılmalı ve en kısa sürede Şura’nın mümasil uluslararası kuruşlarla işbirliğini geliştirebileceği alt yapı çalışmaları tamamlanmalıdır. Bu bağlamda şura sekreteryasının işleyebilir hale getirilmesi ve mümkün olması halinde İstanbul’da bir sekreterya ofisinin açılması temin edilmelidir. Şura bünyesinde başta gençler ve kadınlar olmak üzere toplumsal nitelikli faaliyetler yapmak ve bilimsel etkinlikler yürütmek üzere muhtelif forumların teşkili yönünde hazırlık çalışmaları yapılmalıdır.
10. Dünyanın en büyük dini organizasyonlarından olan Hac ibadeti sırasında Avrasya İslam Şurası üye ülkeleri heyetleri arasında işbirliğinin gerçekleştirilmesi ve imkanların birlikte kullanılması, tüm Şura üyelerinin ortak temennisidir.
11. Başta mukaddes topraklar olmak üzere Balkanlar Kafkaslar ve Ortadoğudaki Asar-ı İslamiyenin korunması ve yaşatılması konusunda gereken hassasiyet gösterilmelidir.
12. Avrasya İslam Şurasının önceki toplantılarında karar altına alınan ancak bugüne kadar gerçekleştirilemeyen hususlar, yeniden gözden geçirilmeli ve icrası için gerekenler yapılmalıdır. Bu meyanda bilhassa müslümanların yaşadıkları akut problemlerde Şura adına iyi niyet girişiminde bulunmak üzere hareket edecek bir «iyi niyet heyetinin» aktif hale getirilmesi şurayı uluslararası platformlarda müessir bir aktör haline getirecektir. Keza şura üyesi ülkelerde ve bölgelerde zaman zaman mahalli toplantıların düzenlenmesi hem ülke bazlı dini sosyal problemlerin ele alınıp görüşülmesine ve çözümler geliştirilmesine imkan sağlayacak, hem de şuranın etkisini daha da artıracaktır.
13. Şura üyesi dini teşkilatların kurumsal yapılarını geliştirmeleri, işbirliğinin iyileştirilmesi ve geliştirilmesi açısından ertelenemez bir zorunluluktur. Müşterek eğitim, yayın ve bilimsel faaliyetlerin planlanması ve yapılması şura üyesi dini kurumlar ve mensupları arasında ortak gelecek ufkunu oluşturmaya katkı sağlayacaktır. Bu anlamda, ‘’Hadislerle İslam’’ külliyatının Avrasya Coğrafyasının dillerine çevrilmesi önemli bir adım olacaktır.
14. Diyanet Televizyonunun yayınlarında Avrasya coğrafyasındaki kardeş ve akraba topluluklara yönelik yayınlara da yer vermesi, bu coğrafyanın tarihi, kültürel ve insani mirasını programlarına konu edinmesi topluluklarımız arasındaki uhuvvet bağının kuvvetlenmesine önemli katkılar sağlayacaktır.
15- Avrasya Coğrafyasının geleceği olan gençlerimizin toplumlarımız için önemli olduğu açıktır. Avrasya İslam Şurası, İslam İşbirliği Teşkilatı Gençlik Forumu’nun gerçekleştirdiği raporu da dikkate alınarak ortak coğrafyada gençliğe yönelik çalışmaların Şura çalışmaları içine alınmasında bir görüş birliğine sahiptir.